Aşağı yukarı
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Birinin her istediğini, yinelemesine gerek olmadan yapmak; her dediğini hemen yerine getirmek.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Her istediği hemen yapılmak, yerine getirilmek.
"O, bir dediği iki olsun istemiyordu."
Birinin her istediğini hemen yerine getirmek.
"Ah benim tatlı çocuğum, bir sözümü iki etmez, hemen yapıverir."
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
Bir yerde eğleşmez, her yere yetişir, her yerde hazır bulunur.
Birine bağımlı olmak, birinin tuttuğu yolu izlemek, hemen her şeyde ona uyarak onun istediğini yapmak.
"Başkasının dümen suyundan gidenler kişiliklerini...
Telâşla, hemen her köşeye bakarak heyecanla aramak.
"Bütün her yeri fellik fellik aradım ama bıçağı bulamadım."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Ev ev gezmek, her eve uğramak.
Hemen her devlet dairesine başvurmak.
"Kapı kapı dolaştı, ne var ki bir iş bulamadı."