Aklını başına almak (toplamak, devşirmek)
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Söylemiş olduğu sözün doğru olmadığını kabul ederek söylenmemiş sayılmasını istemek.
"Sözünü geri al, yoksa karışmam!"
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
Yardım istemek, dilenmek, para istemek ya da ister duruma düşmek.
Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak.
"Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek...
Bir yere istemeye istemeye, gönülsüz gitmek.
"Hoşlanmadığım bu insanların yanına yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı."
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.
"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
Duvar gibi dikey şeylerin ortası...
Durumu iyi olan birisinden kendisinin daha geri olmadığını gösterecek davranışlarda bulunmak.
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Geri geri gitmek.
"Heyecanlanınca geri basmaya başladı."
Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek.
En sonunda doğruyu söylemek.
Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.
"İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada...
İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer.
Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse.
"O eski ev tekin değil...