Ağzından kaçırmak
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek.
En sonunda doğruyu söylemek.
Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.
"İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada mutluluğa eresin."
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Yaptığı her işi herkes kabul etmek zorunda: İstemediği işi yapmayacak, istediğini yapacaktır.
"Astığı astık"
Verilen az şeyi çok gibi, gönül hoşluğu ile kabul etmek.
Verilen şey, armağan az ya da küçük de olsa, çokmuş, büyükmüş, değerliymiş gibi kabul etmek.
"Fakat, ama, ancak" ve
"Ne çare ki..
" anlamlarında kullanılır.
"Gel gelelim onlara, daha teklifimizi kabul etmediler."
Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek.
"Adam sana iş verecekmiş, daha ne istiyorsun, öpüp başına koy."
En sonunda karşı çıktığı kimsenin fikrini kabul etmek.
"Demek sözüme geldin, o hâlde gidelim."
İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer.
Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse.
"O eski ev tekin değil...
Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek.
Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak.
"Teslim olursan kılına...
Ters tutumunu düzeltmek, uslanmak, istenilen biçimdeki davranışı kabul etmek.
"Kaygılanma, eninde sonunda yola gelecektir."