Cılk cıkmak
İyi işe yarar sanılan şeyin ya da kişinin, bozuk, kusurlu, işe yaramaz olduğu anlaşılmak.
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
İyi işe yarar sanılan şeyin ya da kişinin, bozuk, kusurlu, işe yaramaz olduğu anlaşılmak.
İşe yaramaz olduğu, sağlam olmadığı anlaşılarak bir yana atılmak.
Sağlığı el vermediği için askerlik görevine alınmamak.
"Çürüğe çıkmak için can atanlar da yok...
Bir kimsenin sözlerinden açıkça söylemediği bir şeyler olduğu anlaşılmak.
"Dilinin altında bir şey olduğunu biliyorum ama bir türlü söyletemiyorum."
Davasında haklı olduğu meydan çıkmak, emeğinin karşılığını alabilecek duruma gelmek.
"Emekliliğe yedi yıl sonra hak kazanacağım."
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
İşe yaramadığı, sanıldığı gibi olmadığı, boş ve değersiz bir kişi olduğu anlaşılmak.
Gerçek yüzü, kimliği, niteliği ortaya çıkmak.
"Nihayet maskesi düştü, herkes onun ne mal olduğunu anlayacak."
Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen.
"Ne idiği belirsiz bir yığın insan hükümette yer almış."
Söylemiş olduğu sözün doğru olmadığını kabul ederek söylenmemiş sayılmasını istemek.
"Sözünü geri al, yoksa karışmam!"
İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer.
Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse.
"O eski ev tekin değil...
Bir kimsenin suçsuz olduğu anlaşılmak.
"O yapmadı, temize çıkacak, göreceksin!"
Çok mutlu olduğu anlaşılmak, çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk duymak.
"Takımı galip gelince zevkten dört köşe oldu."