Aza çoğa bakmamak
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
Üzerinde durmamak, caymak, vazgeçmek, aldırış etmemek.
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
Hedefe isabet ettirememek, vuramamak.
Üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak.
"Bu sefer de ıska geçersen kaybedeceksin."
Bir olay karşısında aldırış etmemek, durum ve davranışını hiç değiştirmemek.
"Karşıma geçmiş avazı çıktığı kadar bağırıyordu, bense istifimi bozmadan bekledim."
Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.
"Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki."
Değer vermemek, umursamamak, aldırış etmemek.
"Onun gibilere metelik vermem mi diyorsun?"
Bir iş üzerinde artık durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.
"Bizim dosyayı yine rafa kaldırmışlar."
Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak.
"Söylesene açıkça, sözü nereye getirmek...
Aldırış etmemek, önem vermemek.
Hiç önemsememek, aldırış etmemek.
"Onun sözleri vız gelir bana, önce kendine söz geçirsin."
Önem vermemek, önemsiz görüp dikkate almamak, üzerinde durmamak.
"Babanın sözlerini sakın yabana atayım deme."