Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.
"Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
Bir şey bilmiyormuş gibi davranarak bir kimseden bir konu üzerinde ayrıntılı bilgi almaya çalışmak.
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.
"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."
Bir konuda yapacağı çok az şeyi olmak.
Dayanacak pek az gücü kalmak.
"Bir atımlık barutu kalmış, hâlâ ben yaparım o işi diyor."
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
Bir konu üzerinde herkesin istediği gibi, rastgele konuşması ve bu konuşmalardan bir sonuç alınamaması.
"Ortalık kızıştı, her kafadan bir ses çıkmaya başladı,...
Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.
"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."