Aklını peynir ekmekle yemek
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Değer vermemek, umursamamak, aldırış etmemek.
"Onun gibilere metelik vermem mi diyorsun?"
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek, öfkelendirecek bir şey yapmak.
"Bir insanı delirtmek mi istiyorsun? Onun bam teline...
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak, umursamamak.
"Söylediğim söz bir kulağından girip öbür kulağından çıkarsa anlamazsın elbet!"
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Adı anılmamak, değer verilmemek.
"Onun buralarda hiç esamisi okunmaz."
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır.
"Haddine mi düşmüş ki ona...
Hiç önem ve değer vermemek.
Umursamamak, önem vermemek, ilgi göstermemek.
"Onun bu kötülüklerine kayıtsız kalmak mümkün mü?"
Aldırış etmemek, önem vermemek.
Hiç önemsememek, aldırış etmemek.
"Onun sözleri vız gelir bana, önce kendine söz geçirsin."