Aldırış etmemek
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Aldırış etmemek, önem vermemek.
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak.
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak, umursamamak.
"Söylediğim söz bir kulağından girip öbür kulağından çıkarsa anlamazsın elbet!"
Önem vermemek, aldırmamak, ilgisiz davranmak.
"Boş ver, bu hayat böyle gelmiş, böyle gider."
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
Küçümsemek, önem vermemek,"Beni hafife alıyorlar ama yanılıyorlar."
Hiç önem ve değer vermemek.
Önem vermemek, değersiz saymak, adam yerine koymamak, küçümsemek.
"Beni, yoksul diye hep hor gördüler."
Değer vermemek, umursamamak, aldırış etmemek.
"Onun gibilere metelik vermem mi diyorsun?"