Aklı çıkmak
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak.
"Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."
Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak.
"Söylesene açıkça, sözü nereye getirmek istiyorsun?"
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak.
"Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."
Bir mesele üzerinde uzun çekişmelerden sonra.
Senli benli, samimî dostluğu sürdürerek.
"Al takke ver külâh yıllarca yaptık bu işi."
Herkes kendi malını istediği gibi kullanır, yönetir. Bizim bunlarla ilgilenmemiz, bunlar üzerinde düşünce yürütmemiz yersizdir.
Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak, yolu düşmek.
"Bu rezillikten sonra onun ayağının buralara düşeceğini sanmam artık."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Birine iletilmesi kendisinden rica edilen sözü iletmediği ya da birine ödenecek parayı ödemediği için üzerinde borç kalmak.
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
Bir konu üzerinde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde bulunmak.
"Bu konuda fikir yürütmek işime gelmiyor."
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
Bir konu üzerinde herkesin istediği gibi, rastgele konuşması ve bu konuşmalardan bir sonuç alınamaması.
"Ortalık kızıştı, her kafadan bir ses çıkmaya başladı,...
Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.
"Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki."
Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.
"Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi."