Ateşine (nârına) yanmak
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Birisi tarafından paylanmak, azarlanmak,"Çabuk ol, senin yüzünden laf işiteceğiz öğretmenden."
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Zorlu bir kavgaya tutuşmak, ya da kavga edecek hâle gelmek.
"Senin o dilin yüzünden adamla boğaz boğaza geldik."
Ortadan kaybolmak.
Durumu, düzeni, işi bozulmak. Kötü olmak.
"Çabuk duman ol buradan, gözüm görmesin seni!"
Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak.
Uyanık, kurnaz, çıkarlarını iyi kollayan, becerikli, zeki.
"Senin çocuk gözü açık birisi olacak galiba."
Değerini, onurunu çok düşürmek.
"Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!"
Kararsız, hevesi çabuk geçen; bugün şunu yarın ötekini beğenen.
"Maymun iştahlılığı yüzünden başına olmadık işler geldi."
"Var ol, sağ ol, ömrün uzun olsun" anlamında kullanılır.
Çok azarlanmak.
"Çabuk olun, annemden papara yemek istemiyorum."
Paylanmak, azarlanmak, biri kendisine darılmak.
"Durup dururken babamdan söz işittik yine."
Ezberden değil, yazılı kâğıttan ya da kitaptan okumak.
Neler hissettiğini, durumunu yüzünden anlamak.
"Onun ne mal olduğu yüzünden anlaşılıyor."
Azarlanmak, paylanmak.
"Senin yüzünden öğretmenden zılgıt yedik."