Arada çıkarmak
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Kararsız, hevesi çabuk geçen; bugün şunu yarın ötekini beğenen.
"Maymun iştahlılığı yüzünden başına olmadık işler geldi."
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
İştahla sofraya oturmak.
Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.
Birini altına alıp dövmek.
"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."
Bir şeyi çok yapa yapa usanmak, yorulmak, fenalık gelmek, bezmek.
Daha önce görülmeyen davranışlar içinde olmak, huyu değişmek.
Kazaya uğramış olmak.
"Gecikti,...
Bugün peşin para ile satış yapıyorum. Yarın veresiye satış yapacağım. (Her zaman böyle söylendiği için, veresiye satış zamanı hiç gelmeyecektir.)
Çocukların oyunlarına karışmayı, onları başına toplayıp çocuksu işler yapmayı seven yaşlı adam.
Evlenip, çocukları dünyaya gelip, onlarla uğraşır olmak.
"Vay canına! Daha dünkü çocuktu, bugün çoluk çocuğa karışmış! Zaman ne çabuk da geçiyor."
Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak.
Sarhoşluktan, bayıldıktan sonra ayılmak.
Aklı başına gelmek.
Bozuk olan durumu düzelmek.
"Oh, nihayet kendine geldi bizim adam!"
Birisi tarafından paylanmak, azarlanmak,"Çabuk ol, senin yüzünden laf işiteceğiz öğretmenden."
İtiraz dinlememek, mazeret kabul etmemek, bahane istememek.
"Şunu bunu bilmem, yarın akşam sizi bekliyoruz."
Ezberden değil, yazılı kâğıttan ya da kitaptan okumak.
Neler hissettiğini, durumunu yüzünden anlamak.
"Onun ne mal olduğu yüzünden anlaşılıyor."