Açık kart vermek
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
İhtiyaç sahibi birine sığınacak yer vermek, onu korumak.
"Muhtaçlara kucak açmak insanlık görevidir."
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Bir zorluk karşısında yıkılmamak, çökmemek.
Oturacak yer bulamamak.
"Gemi öyle kalabalıktı ki hepimiz ayakta kaldık."
Oturacak yer bulamamak.
Yer yuvarlağının güneşle ay arasına girmesiylei ay yer yuvarlağının gölgesinde ışıksız kalmak.
İşine son vermek, kovmak, başından defetmek.
"Hiç sebepsiz yere bohçasını koltuğuna verip fabrikadan uzaklaştırdılar onu."
Birine iletilmesi kendisinden rica edilen sözü iletmediği ya da birine ödenecek parayı ödemediği için üzerinde borç kalmak.
Birine pek sokulmak.
Birine pek sokulmak.
Çabuk iş yapamamak.
"Bırakın onu, elinden iş çıkmaz birine ihtiyacımız yok."
Hesap defterinde, bir kişiye alış veriş için alacağını borcunu kaydetmek üzere bir yer ayırmak.
Bankada, gereğinde çekilmek üzere yatırılan para için işlem...
Bir yeri kaplamak.
Birine bir yer ayırmak.
"Salonda yer tutmak yasaktır!"