Abbas yolcu
Yola çıkacak, gidecek.
Güneş batmak.
"Gün batmadan yola çıkmalıyız."
Yola çıkacak, gidecek.
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Güneş batacağı sırada.
Her gün.
Utanma, namus duygularından uzaklaşmış ve kötü yola sapma durumuna gelmiş.
Her gün elime ne geçerse harcar, günümü gün ederim. Yarın düşünmem.
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
Bir yere güneş ışığı ulaşmak.
"Evin bir odası güneş almıyor."
Sıkıntılı, üzüntülü, büyük bir yasa düşülen gün.
"Allah kimseye kara gün göstermesin."
Bir zorunluluk sebebiyle yola çıkmak, yol almaya başlamak.
"Çabuk olun, onlar yola düşmüşlerdir bile."
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"