Ağır dil
İnsanın gücüne gidecek, kırıcı.
Yola çıkacak, gidecek.
İnsanın gücüne gidecek, kırıcı.
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
Utanma, namus duygularından uzaklaşmış ve kötü yola sapma durumuna gelmiş.
Hemen yola çıkmak üzere olan.
Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak.
"Erken kalkmak konusunda onunla bahse girdik."
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Bir şey uğruna ölümü göze almak.
"Çekil önümden ben bu yola baş koydum."
Ayartmak, doğru yoldan saptırmak, kötü yola sürüklemek.
Bir zorunluluk sebebiyle yola çıkmak, yol almaya başlamak.
"Çabuk olun, onlar yola düşmüşlerdir bile."
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"