Allah'ın (Tanrı'nın) günü
Her gün.
Her gün elime ne geçerse harcar, günümü gün ederim. Yarın düşünmem.
Her gün.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Yapılacak iş ve bir şeyle oyalanma imkânı bulamamaktan duyulan tedirginlik, içine düşülen bunalım.
"Bütün gün evde oturuyor, can sıkıntısından ne yapacağımı...
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Yenisini kazanmadan elindekini harcamak.
"Hemen her gün bir bahane buluyor, çalışmıyor ve hazırdan yiyiyordu."
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
İşi yolunda, iyi olmak; hâlinden memnun bulunmak.
"İşi iş herifin, baksana yan gelip yatıyor her gün."
Sıkıntılı, üzüntülü, büyük bir yasa düşülen gün.
"Allah kimseye kara gün göstermesin."
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."