Aklını çalmak (çelmek)
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Utanma, namus duygularından uzaklaşmış ve kötü yola sapma durumuna gelmiş.
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Ayartmak, doğru yoldan saptırmak, kötü yola sürüklemek.
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.
"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
Duvar gibi dikey şeylerin ortası...
Yoldan sapmak, doğru ve uygun gidişten ayrılmak, artık düzelemez hâle gelmek.
"İşler çığırından çıkmadan önlem almalıyız."
Düz çizgi durumunda dizilmek.
Aykırı, yanlış davranışlardan vazgeçmek; doğru yola gelmek, düzelmek.
Ne yapacağını bilemez duruma düşmek.
Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak.
"İyice pusulayı şaşırmadan uyarmalıyız onu."
Dinin emirleri dışına çıkmak, haram olan işlere bulaşmak, doğru yoldan ayrılmak.
"Şeytana uyup da tekrar kumara başlayacak diye korkuyorum."
"İçimden şu kötü işi yap, doğru yoldan ayrıl eğilimi geçip duruyor" anlamında kullanılır.
"Şeytan diyor ki git şunu bir güzel döv."
Bir zorunluluk sebebiyle yola çıkmak, yol almaya başlamak.
"Çabuk olun, onlar yola düşmüşlerdir bile."
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...