Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Belli etmemeye çalışarak, başını çevirmeden göz kenarı ile yandan bakmak.
"Yabancı askerlere göz ucuyla bakmaya başladı."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
"Günün birinde ondan öcümü alırım" anlamında göz korkutmak için söylenir.
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak.
İri yarı, gösterişli (adam).
"Şu meseleyi enine boyuna bir kez daha düşünelim."
Alımlı; şekli, rengi ve güzelliği ile dikkat çekici.
"Oldukça göz alıcı bir elbise."
Hâli, tavrı ve görünüşü ile beklenenden çok etkilemek.
"Vitrine konan elbiseler göz dolduruyor."
Bütün dikkatiyle bakmak.
"Yoldan geçen adama göz kesildi."
Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...
Korumak, bakmak, gözetmek.
Görme ve işitme yoluyla öğrenmeye çalışmak.
"Yolda ona göz kulak ol da başına bir şey gelmesin."
Göz emeği harcamak; gözün dikkatini, elin emeğini gerektiren ince bir iş yapmak ve işte uzun süre çalışmak.
"Onca göz nuru döktüğü el işleri ürünleri çok ucuza...
Kaş ve göz hareketleriyle bir işaret vermeye, istediğini bu yolla anlatmaya çalışmak.
"Kalabalıkta kaş göz ederek Hasan`ı çağırmayı düşündü."
Çaktırmadan, belli etmemeye çalışarak dinlemek.
"Dayanamayıp yanındakilerin konuşmalarına kulak kabarttı."