Adımını denk atmak
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Bütün dikkatiyle bakmak.
"Yoldan geçen adama göz kesildi."
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak.
İri yarı, gösterişli (adam).
"Şu meseleyi enine boyuna bir kez daha düşünelim."
Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...
Korumak, bakmak, gözetmek.
Görme ve işitme yoluyla öğrenmeye çalışmak.
"Yolda ona göz kulak ol da başına bir şey gelmesin."
Göz emeği harcamak; gözün dikkatini, elin emeğini gerektiren ince bir iş yapmak ve işte uzun süre çalışmak.
"Onca göz nuru döktüğü el işleri ürünleri çok ucuza...
Belli etmemeye çalışarak, başını çevirmeden göz kenarı ile yandan bakmak.
"Yabancı askerlere göz ucuyla bakmaya başladı."
Kaş ve göz hareketleriyle bir işaret vermeye, istediğini bu yolla anlatmaya çalışmak.
"Kalabalıkta kaş göz ederek Hasan`ı çağırmayı düşündü."
Takip edilen yoldan ayrılmak.
Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
"Hava muhalefeti sebebiyle uçak rota değiştirmek zorunda kaldı."
Üst üste taş atmak, sürekli taşlamak.
"Çocuklar aşağı yoldan geçen karşı köylüleri taşa tuttular."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...