Açık vermek
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında bıyık altından gülmeye başladı."
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
Bir şey karşısında şaşırmak.
Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.
Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor...
Yarı belli, yarı belirsiz, çok az belli.
Öfkeyi belli etmek için birbirine yaklaştırılmış kaşlar.
Kızgınlığını, öfkesini kimi davranışlarıyla belli etmek.
"Dediğini yaptıramayınca dişlerini gıcırdatmaya başladı."
Güçlü olduğunu, kendine güvendiğini, saldırabileceğini davranışlarıyla belli etmek; tehdit etmek.
"Biraz diş göstersen hemen yola geleceklerdir."
Güç bir duruma düştüğünü, utandığını, sıkıldığını davranışlarıyla belli etmek.
"Hiçbir insanın karşımda ezilip büzülmesine tahammülüm yoktur."
Çok sevindiğini gözlerinden ve yüzünden belli etmek.
"Sınıfını geçtiğini öğrenen Halim`in gözlerinin içi gülüyordu."
Belli belirsiz, açık seçik belli olmayan, bulanık (bir şekilde hatırlanan).
"O olayı hayal meyal hatırlıyorum."
Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek.
Bir durum karşısında nasıl davranacağı, ne tavır takınacağı belli olmamak.
"Dikkatli olun, onun sağı solu belli olmaz."