Deyimler
İletişim

"Gönlü kalmak" deyiminin anlamı nedir?

Gücenmek.

İstediği hâlde elde edemediği şey üzerinde isteği devam etmek.

"Gönlüm o vitrindeki elbisede kaldı."

Gönlü kalmak deyimine benzer deyimler

Ağzını havaya (poyraza) açmak

Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.

Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.

"Evi o zaman...

Ağzını havaya (poyraza) açmak

Burnundan (fitil fitil) gelmek

Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.

"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...

Burnundan (fitil fitil) gelmek

Ele almak

Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak.

İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek.

"Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım."

Ele almak

Hevesi kursağında kalmak

Çok istediği, imrendiği, kavuşmak dilediği şeyi elde edememek.

"Pikniğe gitmek istiyorduk, yağmur yağınca hevesimiz kursağımızda kaldı."

Hevesi kursağında kalmak

Hoş beş etmek

Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.

"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."

Hoş beş etmek

Kâğıt üzerinde kalmak

Yapılması kararlaştırıldığı halde uygulanmamak; konuşulan, kararlaştırılan yazıda kalmak.

"O kadar yol yapımı, sulama kanalı hep kâğıt üzerinde kaldı."

Kâğıt üzerinde kalmak

Karar kılmak

Dönüp dolaşıp o şeyin üstünde durmak, onu tercih etmek, birçok şeyi deneyip onu seçmek.

"Ben bu elbisede karar kıldım."

Karar kılmak

Ne yardan geçer ne serden

İstediği şey fedakârlığı gerektirdiği hâlde, fedakârlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler için kullanılır.

Ne yardan geçer ne serden

Rafa kaldırmak (koymak)

Bir iş üzerinde artık durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.

"Bizim dosyayı yine rafa kaldırmışlar."

Rafa kaldırmak (koymak)

Yanıp tutuşmak

Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.

Kuvvetli bir aşkla sevmek.

"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."

Yanıp tutuşmak

Yol göstermek

Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.

Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.

"Benim elimden bir şey gelmez,...

Yol göstermek

Yolu (ayağı) düşmek

Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.

"Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi."

Yolu (ayağı) düşmek