Al benden de o kadar
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.
"Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi."
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak, yolu düşmek.
"Bu rezillikten sonra onun ayağının buralara düşeceğini sanmam artık."
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.
Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.
İçinden çıkılamayan güç bir durum karşısında söylenir.
"Her yolu denedim, çözüm yolu bulamadım" anlamına gelir.
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
O anda kafası çok yorgun olmak.
Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.
"Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam...
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"
Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak.
Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.
"Biliyorum zor ama üstüne üstüne...
Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
"Benim elimden bir şey gelmez,...