Akıl bu ya!
Doğru olmasa da aklı onu bu davranışa itti.
Dönüp dolaşıp o şeyin üstünde durmak, onu tercih etmek, birçok şeyi deneyip onu seçmek.
"Ben bu elbisede karar kıldım."
Doğru olmasa da aklı onu bu davranışa itti.
Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak.
"Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor."
Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek.
"Bu sene takıntısız sınıfımı geçmeyi aklıma koydum."
Bir fikri başkasına aşılamak.
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.
Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.
Bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek.
"Bu malın fiyatını biçmek o kadar kolay değil."
Birçok güçlükleri yenmek için çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek.
"Onu razı edeceğim diye göbeğim çatladı."
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Aranılan şeyi bulmaya yarayan işareti, onu açıklamaya yarayan bilgiyi vermek.
"Bir ipucu vermezsen bu bilmeceyi çözemeyeceğim."
Kişinin içini kemiren, onu tedirgin eden kuşku.
"Onu arkadaşlarıyla birlikte gönderdim ama yine de içimi bir şüphe kurdu kemirip duruyor."
Bir şeyi bir şeyden daha önemli görüp tercih etmek.
"Kim ki öbür dünyayı bu dünyaya yeğ tutar, o kazanmıştır."