Adı kalmak
Kendisi yok olduktan sonra adı kalmak.
Yaşı ilerleyen kızın evlenememesi.
"Evde kalmak korkusu zavallı kızı yiyip bitiriyordu."
Kendisi yok olduktan sonra adı kalmak.
Şaşakalmak, şaşırıp kalmak.
Çok sıcak yiyecek ve içeceği hiç sıcak değilmiş gibi yiyip içebilen.
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayan.
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Her şeyini kaybedip çırılçıplak ya da çaresiz kalmak.
Biriyle yalnız kalmak, iki kişi bir arada yalnız kalmak.
"Misafirler gittikten sonra baş başa kaldılar."
İçinde olunan günlerde ölecek olmak.
Bulunduğu yerde kalmak için birkaç günü kalmak.
"Doktorlara bakılırsa anneannemin günleri sayılıymış."
Kazancı artıp bolluğa erişmek.
Bir kızı isteyenlerin çoğalması.
"Bu miras kızın kısmetini de açtı hani!"
Yersiz yurtsuz kalmak, barınacak yer bulamamak.
İki şey arasında kalmak.
(Bir şeyi) kimse üzerine almamak.
"Belediye evlerini yıkınca çoluk çocuk öylece ortada...