Ağzından girip burnundan çıkmak
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
Biriyle yalnız kalmak, iki kişi bir arada yalnız kalmak.
"Misafirler gittikten sonra baş başa kaldılar."
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak.
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak, umursamamak.
"Söylediğim söz bir kulağından girip öbür kulağından çıkarsa anlamazsın elbet!"
Önem vermemek, aldırmamak, ilgisiz davranmak.
"Boş ver, bu hayat böyle gelmiş, böyle gider."
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Herhangi bir şeye sahip olmayı, ya da herhangi bir şeye erişmeyi çok istemek.
"Top oynamaya can atıyordu."
Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
"Araba çizilecek diye canı gidiyor."
İçinde olunan günlerde ölecek olmak.
Bulunduğu yerde kalmak için birkaç günü kalmak.
"Doktorlara bakılırsa anneannemin günleri sayılıymış."
Küçümsemek, önem vermemek,"Beni hafife alıyorlar ama yanılıyorlar."
Umursamamak, önem vermemek, ilgi göstermemek.
"Onun bu kötülüklerine kayıtsız kalmak mümkün mü?"