Acemi çaylak
Hiçbir deneyi olmayan, deneysiz, beceriksiz, toy.
Yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayan.
Hiçbir deneyi olmayan, deneysiz, beceriksiz, toy.
Çok ağır iş yapan, çevik olmayan.
Çok sıcak yiyecek ve içeceği hiç sıcak değilmiş gibi yiyip içebilen.
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
İş yapmadan yiyip içip keyfine bakmak.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kaygısızca yiyip içip rahatına bakmak.
Eski çürük, sağlam olmayan, değersiz (şey).
Düzgün olmayan, parça parça, dağınık (söz).
"Şu kırık dökük eşyaları ortadan kaldırın hemen!"
Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.
"Beni görünce birden nasıl da sözü çevirdi."
Kesin, başka bir yoruma açık olmayan.
"Şu anlattıkları su götürmez gibi geliyor bana."
Epey zaman harcanmasını gerektirmek, başka bir işe ayrılmış zamanı tutmak.
"Vaktini alıyorum ama başka çarem de yok."