Açıklar livası
İşinden ayrılmış, ya da atılmış kişi.
İşinden çıkarmak veya atmak.
"Adamı durup dururken ekmeğinden ettiler."
İşinden ayrılmış, ya da atılmış kişi.
Yakını olmaktan çıkarmak, ilgiyi kesip uzaklaştırmak.
Kendi keyfine dalmış olan birini, sinirlendirici davranışlarla çileden çıkarmak
Bulunduğu dereceden, mevkiden, önemli görevden daha aşağı bir yere inmek veya alınmak.
"Aklını başına toplamazsan adamı işte böyle attan indirip eşeğe...
Bir işin oldukça karışık, dolaşık, içinden çıkılması güç olduğunu anlatmak için kullanılır.
"Durup dururken adama olmadık sözler söylemiş, şimdi ayıkla...
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Birden bire, ansızın.
Hiç gereği veya sebebi yokken.
"Durup dururken bir tokat attı arkadaşına."
Paylanmak, azarlanmak, biri kendisine darılmak.
"Durup dururken babamdan söz işittik yine."
Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.
"Güzel güzel oynarken arkadaşına vurup kaçtı, şeytan dürttü her hâlde."
Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak.
Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmak.
"Başıboş sığırlar tozu dumana katarak...
Gerçeğe uygun olmayarak.
"Yalan yere adamı şikâyet ettiler."
Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.
"Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz."