Acısını çekmek
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.
"Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz."
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Kavga, sarhoşluk, öfke, yorgunluk gibi nedenlerle yüz yara bere içinde olmak yada yüzde yorgunluk izleri görülmek.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Bir işi güçlükle ve sıkıntı içinde sonuca ulaştırmak.
Merakla, heyecanla, sabırsızlıkla, sıkıntı çekerek beklemek.
"İşe geç kalmıştı, yeni araba gelinceye...
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.
"Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben."