Ağır gelmek
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Savuşmak, bırakıp gitmek, kimseye danışmadan ayrılmak.
"Aradığını bulamayınca çekip gitti."
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Aklına koyduğu şeyi yapmak amacıyla, o an bulunduğu yerden kimseye danışmadan ayrılmak.
"Öyle her aklına estiğinde basıp gidemezsin buradan."
Nereye gideceğini bildirmeden, izin almadan gitmek.
"İçine düştüğü sıkıntıdan kurtulamayan adam başını alıp gitti."
Yakınlarından biri ölen kimseye
"sen sağ ol",
"üzüntünü paylaşırım" demeye gitmek.
"Baş sağlığı dilemek."
Nefesini kullanarak sümüğünü burnunun yukarısına, geri çekmek.
Yoksun kalmak, umduğunu bulamamak, istediğini elde edememek, gayesine ulaşamamak.
"Müdürün...
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
Kaçıp gitmek, bulunduğu yerden gizlice ve çabucak ayrılmak.
"Kavga başlayınca kirişi kırarım diye düşündü."
Hiç kimseye zarar vermeden, çok kolaylıkla kimseye hissettirmeden, kimi sorumluluklardan kurtularak.
"Merak etme sen, tereyağından kıl çeker gibi halledecektir...
Bir yere gitmek üzere bulunduğu yerden ayrılmak.
"Sabah erkenden yola çıkacaklarmış."
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...
Tamamlanmamış bir durumda, yarı yolda bırakmak.
"İşleri yüz üstü bırakıp gitti."