Açıkta kalmak
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Nereye gideceğini bildirmeden, izin almadan gitmek.
"İçine düştüğü sıkıntıdan kurtulamayan adam başını alıp gitti."
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Toplanmasına vakit bırakmaksızın alıp gitmek, yaka paça etmek.
Kendi yol açtığı tehlikeli bir durumun içine düşmek, hak ettiği cezayı görmek.
"Adam nihayet belâsını buldu."
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Her şeyi bırakıp, içine düştüğü tehlikeden varlığını kurtarmak ve korumak için çabalamak.
Her şeyi bırakıp, içine düştüğü tehlikeden varlığını kurtarma ve koruma çabasında olmak.
"Ortalık birbirine girip silâhlar patlamaya başlayınca can kaygısına...
Savuşmak, bırakıp gitmek, kimseye danışmadan ayrılmak.
"Aradığını bulamayınca çekip gitti."
Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp kimseye göstermemek.
"Babasına bildirmeden o kadar parayı iç etmiş."
Bir şey veya kişinin içine düştüğü durum sebebiyle üzülmek.
Çok ıssız, sapa, kır, insanın uğramadığı yer.
"Başını alıp kuş uçmaz kervan geçmez bir diyara gitti."
Nereye gittiği bilinmemek, sezdirmeden gitmek, görünmez hâle gelmek.
"Ali ortadan kayboldu."