Aklına düşmek
Hatırlamak.
Kafasında bir düşünce doğmak.
"Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?"
Aklına koyduğu şeyi yapmak amacıyla, o an bulunduğu yerden kimseye danışmadan ayrılmak.
"Öyle her aklına estiğinde basıp gidemezsin buradan."
Hatırlamak.
Kafasında bir düşünce doğmak.
"Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?"
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Bir düşünce, kişinin aklına uygun gelmek.
Belirtilen bir şeyi öğrenmek, ezberlemek.
Bir kişiyi bir şey yapmaya kandırmak.
Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.
Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak.
Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.
"Biliyorum zor ama üstüne üstüne...
Bulunduğu bir yerden ayrılmak.
Hareketli, heyecanlı, gürültülü, karışık bir zaman yaşamak.
"O büyük kahramanın dönüş haberi gelir gelmez şehir yerinden...