Ağzı çelikli
Çok sıcak yiyecek ve içeceği hiç sıcak değilmiş gibi yiyip içebilen.
Kaygısızca yiyip içip rahatına bakmak.
Çok sıcak yiyecek ve içeceği hiç sıcak değilmiş gibi yiyip içebilen.
Yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayan.
Çok dikkatli bakmak, inceden inceye gözden geçirmek.
"Mobilyaya ilk defa alıcı gözüyle baktı."
Çok dikkatlı bakmak, alacakmış gibi iyice gözden geçirmek.
Gözleri olumsuz düşüncelerle dolu olarak bakmak.
Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek.
Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak.
"Vakit geçirmeden...
İş yapmadan yiyip içip keyfine bakmak.
İyimser olmak, üzücü durumlara bile iyi gözle bakmak.
"Bırak artık şu dünyayı toz pembe görmeyi, aç gözlerini!"
Kötü düşünce besleyerek bakmak.
"O, hiç kimseye eğri gözle bakmazdı."
Yemek, içmek ve keyfine bakmak, hiç iş yapmamak.
"Ense yapmayı bırak da biraz işle ilgilen."
Yaşı ilerleyen kızın evlenememesi.
"Evde kalmak korkusu zavallı kızı yiyip bitiriyordu."
Yapacak işleri olduğu hâlde yapmamak, rahatına bakmak, keyfince yaşamak.
"Hiç çalışmıyor, yan gelip yatıyor akşama kadar."