Adı bile okumamak
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Yapacak işleri olduğu hâlde yapmamak, rahatına bakmak, keyfince yaşamak.
"Hiç çalışmıyor, yan gelip yatıyor akşama kadar."
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Hiç karışık, anlaşılmayacak yönü yok, hesap, ay aydınlığı kadar ( ya da gökte görülen ayın kaçı olduğu kadar) ortada, açık.
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Çıplak, üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş hâlde.
"Adamı, don gömlek kalacak kadar soydular."
Yemek, içmek ve keyfine bakmak, hiç iş yapmamak.
"Ense yapmayı bırak da biraz işle ilgilen."
İşi yolunda, iyi olmak; hâlinden memnun bulunmak.
"İşi iş herifin, baksana yan gelip yatıyor her gün."
Varlıklı olduğu hâlde doymayan, ihtiyacı olmadığı hâlde aç gözlülük eden, her gördüğüne sahip olmak isteyen.
Hiç denecek kadar az.
"Onu zerre kadar sevmiyorum."