Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Çok dikkatli bakmak, inceden inceye gözden geçirmek.
"Mobilyaya ilk defa alıcı gözüyle baktı."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Çok güzel, çok lezzetli (bir yemek).
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak.
"Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."
Çok dikkatlı bakmak, alacakmış gibi iyice gözden geçirmek.
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek.
"Yaptığın işi bir daha elden geçir."
Bir şey çok alıcı bulup çok satılmak, kolay müşteri bulmak.
"Kapanın elinde kalıyor, yağma gidiyor, koş koş, sen de yetiş!.."
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."