Ağzı havada
Hep yüksek şeylerden dem vuran.
Topluca, hep birden.
"Halamlara cümbür cemaat gitmeye karar verdik."
Hep yüksek şeylerden dem vuran.
Hep kötü haberler veren.
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Hep onun sözünü etmek.
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek.
"Bu sene takıntısız sınıfımı geçmeyi aklıma koydum."
Bir fikri başkasına aşılamak.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Birçok kişi birden, karşılarındakilere ateşli silahlarla mermi atmak.
Hepsi seslerini, sözlerini birleştirerek, hep birden.
Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.
"Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de...