Ağzına bir parmak bal çalmak
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Pek yükselmek (ses için).
Herkesçe duyulmak, yayılmak (dedikodu için).
"Öyle kızgındı ki sesi ayyuka çıkıyordu."
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak.
Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak.
"Boşuna uğraşma, evin...
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Şaşırmak, düşünemez bir hâle gelmek.
"Resmi öyle güzel yapmış ki görsen aklın durur."
Bu işle bir ilgim yok ki onun için söylenenlerden kuşkulanayım.
"Çiğ yemedim ki karnım ağrısın."
Öyle arsız ki yüzünde hiçbir utanma belirtisi görülmez.
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
"Allah size bol kazanç versin" anlamında iyi dilek sözü.
Çok şükür ki iyi ki (hoşnutluk anlatır).
"Bereket versin ki ona bir şey olmamış."
Pek sulu, suyu bol (yemek için).
"Yemek cambul cumbuldu ama lezzetli olmuştu."
Bir olay veya nitelik halk arasında yayılmak.
"Ona öyle bir oyun oynayacağım ki dillere destan olacak!"
Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.
"Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki."