Ağzına geleni söylemek
Ağır ve kırıcı sözler söylemek.
Yüksek laflar etmek, büyük işler yapacağını söylemek.
Ağır sözlerle öfkesini göstermek.
Ağır ve kırıcı sözler söylemek.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Çok kızıp fena, ağır sözler söylemek.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Yüksek sesle feryat etmek.
Bir kimseye ancak annenin gösterebileceği sevgi ve yakınlığı göstermek, analık etmek.
Yaptığı kötü işten dolayı ona çok ağır sözler söylemek.
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Çok büyük güçlüklerin altından kalkmak, ağır işleri başarmak.
"O, dağları devirir bir adamdır."
Güç yetmez gibi görünen büyük, ağır işler başarmak.
Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek. Paldır küldür
Büyük bir gürültü ile.
Ansızın ve kurallara uymaksızın.
"Paldır küldür...
Ağır sözler söylemek, ağzına ne gelirse söylemek.
"Yüzüne karşı verip veriştirdi ama o tek kelime bile söylemedi."