Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Utanma, sıkılma duygularını yitirmiş bulunmak.
"Adama bak nerede soyunuyor, alnının ar damarı çatlamış anlaşılan."
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Sözlerinin aldığı yön, konuşmasından anlaşılan.
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapmak, utanmayı bırakmak, yüzsüz olmak.
"Ar damarı çatlamış bu adamdan ne umuyorsun anlamadım bir türlü."
Çok fazla sevinmek.
Dengesiz hareketlerde bulunmak, durumunu kontrol edememek, şaşkınlıktan nerede olduğunu bilememek.
"Eşinin ölümünden sonra bastığı yeri...
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz.
"Perdesi yırtılmış adamın, baksana neler söylüyordu!"
Cıvıklık etmek, taşkın hareketlerde bulunmak, ciddi davranmamak.
"Sululuk etmeyi bırak da çalışmaya bak."