Deyimler
İletişim

"Perdesi yırtık" deyiminin anlamı nedir?

Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz.

"Perdesi yırtılmış adamın, baksana neler söylüyordu!"

Perdesi yırtık deyimine benzer deyimler

Allem etmek, kallem etmek

İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.

"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."

Allem etmek, kallem etmek

Alnının ar damarı çatlamak

Utanma, sıkılma duygularını yitirmiş bulunmak.

"Adama bak nerede soyunuyor, alnının ar damarı çatlamış anlaşılan."

Alnının ar damarı çatlamak

Alnının damarı çatlamak

Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.

"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"

Alnının damarı çatlamak

Anasını ağlatmak

Bir kimseye çok eziyet edip sıkıntı çektirmek.

"Adamın üzerine öyle gittiler ki iki günde anasını ağlattılar."

Anasını ağlatmak

Ar damarı çatlamak

Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapmak, utanmayı bırakmak, yüzsüz olmak.

"Ar damarı çatlamış bu adamdan ne umuyorsun anlamadım bir türlü."

Ar damarı çatlamak

Arkadan söylemek

Bir kimsenin bulunmadığı yerde onun hakkında ileri geri konuşmak, dedikodusunu yapmak, çekiştirmek.

"Adamın arkasından söylemeye utanmıyor musun?"

Arkadan söylemek

Ayağını kesmek (Bir yerden)

Bir yere gitmez, uğramaz olmak.

Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.

"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"

Ayağını kesmek (Bir yerden)

Ayranı kabarmak

Öfkelenmek, kızıp bağırmak; coşmak.

"O konuştukça adamın elleri titriyor, ayranı kabardıkça kabarıyordu."

Ayranı kabarmak

Başına çökmek

İştahla sofraya oturmak.

Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.

Birini altına alıp dövmek.

"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."

Başına çökmek

Başının derdine düşmek

Başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar sıkıntılı, üzücü ve tehlikeli bir duruma çare bulmaya çalışmak.

"Adamın bize aldıracağı yok, baksana başının derdine...

Başının derdine düşmek

İki paralık etmek

Değerini, onurunu çok düşürmek.

"Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!"

İki paralık etmek

Yüzü sirke satmak

Yüzünden hoşnut olmadığı anlaşılmak, asık yüzlü olmak.

"Baksana, yüzü sirke satıyor adamın."

Yüzü sirke satmak