Ağızdan kapmak
Bir kişinin konuşmasından yarım yamalak birtakım bilgiler edinmek.
Sözlerinin aldığı yön, konuşmasından anlaşılan.
Bir kişinin konuşmasından yarım yamalak birtakım bilgiler edinmek.
Sözü doğru dürüst söyleyememek.
Açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından anlaşılmak.
Senden yararlanmam, bu yüzden uğradığım zarara değmedi. Yararlanmadan vazgeçiyorum; zarar etmeyeyim, yeter.
"Aldığı aptes ürküttüğü kurbağaya değmemek."
Utanma, sıkılma duygularını yitirmiş bulunmak.
"Adama bak nerede soyunuyor, alnının ar damarı çatlamış anlaşılan."
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Herhangi bir nedenle, kendisini bir kimsenin dediklerini yapmaya borçlu sayan.
"O adamdan borç para aldığı için boynu eğri, bu yüzden yaptığı kötülüklere ses...
Önemsiz bir tartışma ile başlayıp konu değiştire değiştire büyüyen çirkin lafların yer aldığı kavga.
Yön değiştirmek.
Anmaz ve sevmez olmak.
"Onu gönlünden çıkarmışsın anlaşılan."
Zamanın gereğine göre tutum ve yön değiştiren, çıkarını gözeten kimse.
Kendisinden o günlerde çok söz edilen.
Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.
"Beni görünce birden nasıl da sözü çevirdi."
Herkesin hıncını aldığı, dövdüğü, çattığı, söylendiği kimse.
"Yeter artık, şamar oğlanı olmaktan kurtar kendini!"