Ağıt yakmak
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Cıvıklık etmek, taşkın hareketlerde bulunmak, ciddi davranmamak.
"Sululuk etmeyi bırak da çalışmaya bak."
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.
"Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Çalım satmak, gösteriş yapmak.
"Caka satmayı bırak da işine bak."
Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.
"Onun da çam devirmede üstüne yok hani."
Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.
"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"
Çok sık, düşünce ya da konu değiştirmek.
"Daldan dala konmayı bırak da bir işe sarıl artık."
Sevinç ve heyecanından taşkın hareketlerde bulunmak.
Bir isteği yerine getirmemek için çeşitli bahaneler ileri sürüp nazlanmak.
"Mırın kırın etmeyi bırak da yak şu sobayı."
Anlamsız, çirkin, yersiz, dişlerini göstererek gülmek.
"Pişmiş kelle gibi gülmeyi bırak da işine bak."
Çok sinirlenip öfkelenmek, taşkınca hareketlerde bulunmak.
Delirmek, aklını oynatmak.
"Biraz daha konuşup da beni zıvanadan çıkarmayın!"