Aba altından değnek göstermek
Üstü kapalı sözlerle korkutmak.
Doğrusu
Üstü kapalı sözlerle korkutmak.
Giysi kişiliği belirlemez, kaba saba giysisinin içinde de yiğit kişi bulunur.
İlgililerin bu iş üzerinden konuşmaları, uğraşmaları doğaldır. Sen neci oluyorsun?
Tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak.
"On takla atan arabadan, burnu bile kanamadan çıktı, şaşılacak şey doğrusu."
Karşılıklı gevezelik etmek, boş konuşmak.
"Sizinle çene yarıştırılmaz doğrusu."
Pervasızca, çekinmeden, kimseden korkmadan dolaşmak.
"Bunca ağır suç işlemesine rağmen elini kolunu sallaya sallaya gezmesi şaşılacak şey doğrusu."
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
Dokunaklı, kırıcı, üzücü söz.
"O iğneli sözlere ben bile dayanamazdım doğrusu."
Bir şeyin etkisinden kendini kurtaramamak.
"Bu yaştan sonra kendimi sigaraya kaptıracağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu."
Kendisine ya da yakınlarına yapılan övgüden ötürü kıvanç duyup büyüklenmek, böbürlenmek.
"Oğlun oldukça becerikli dedikleri zaman koltuklarım kabardı doğrusu."
Yenmeyecek nitelikte (yiyecekler için).
Aşırı, çok pahalı.
Çok ağır, kabul edilmez (söz).
Kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan.
"Doğrusu yenilir yutulur...
Duyduğu üzüntüyü hafifletecek bir haberle karşılaşmak, ferahlamak.
"Demek mahkemeye başvurmaktan vazgeçmiş, yüreğime su serpildi doğrusu, yoksa olayı hemen...