Abdal dili dökmek
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
Pervasızca, çekinmeden, kimseden korkmadan dolaşmak.
"Bunca ağır suç işlemesine rağmen elini kolunu sallaya sallaya gezmesi şaşılacak şey doğrusu."
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Çok şaşılacak bir şey olmak.
"Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı."
Bir şey bilmiyormuş gibi davranarak bir kimseden bir konu üzerinde ayrıntılı bilgi almaya çalışmak.
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Birini ağır, dayanılmaz bir zarara uğratmak.
Kendi kendini ağır, dayanılmaz bir zarara sokmak.
"Ateşine yanmak."
Bir kimseden sürekli olarak ve rahatsız edercesine bir şey istemek.
Ağır bir şey kaldırmaktan beli incinmek.
Çişini tutamayacak bir beden sakatlığı bulunmak.
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak.
"On takla atan arabadan, burnu bile kanamadan çıktı, şaşılacak şey doğrusu."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Kendisinden büyüğe vurmak için elini kaldırmak.
Bir şey söylemek istediğini, oy verdiğini elini kaldırarak belirtmek.
"Sen ne cüretle babana el kaldırırsın!"