Açmaz vermek
Karşısındaki oyuncunun nükteli söz söylemesine olanak veren bir söz söylemek.
Dokunaklı, kırıcı, üzücü söz.
"O iğneli sözlere ben bile dayanamazdım doğrusu."
Karşısındaki oyuncunun nükteli söz söylemesine olanak veren bir söz söylemek.
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.
"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."
"Bütün insanlar engel olmaya kalksa bile, asla, hiçbir zaman, kim ne derse desin" anlamında, yine bildiğini yapma durumu için kullanılır.
"Dünya bir araya...
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
"O sözlerine kanmıyorum, önem vermiyorum" anlamında kullanılır.
"Geç babam, geç bu sözleri, karnımız tok bu sözlere, paradan söz et sen, verecek misin,...
Bir durum karşısında en küçük bir tepki bile göstermemek, ilgisiz kalmak, harekete geçmemek.
"Onca insan üstüme yürüdü ama o kılını bile kıpırdatmadı."
Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak, söz getirip götürmek.
"O laf taşıyıcı adamdan uzak...
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"