Ağza tat, boğaza feryat
Güzel yiyecek, ama az doyurmuyor.
Beğenilen bir eylem, ama yetmez ki.
Gösterişli, güzel.
Güzel yiyecek, ama az doyurmuyor.
Beğenilen bir eylem, ama yetmez ki.
Oldukça güzel.
Güzel, doğru konuşmasıyla kendini dinletmek. Herkes ne söyleyeceğini inanla beklemek.
Çok güzel, çok lezzetli (bir yemek).
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Ne güzel söyledin.
Güzel, beğenilecek şey değil.
Sevindirici bir söz söyleyene
"ne güzel, hoş söyledin" anlamında kullanılır.
Şaşırmak, düşünemez bir hâle gelmek.
"Resmi öyle güzel yapmış ki görsen aklın durur."
Gecenin olmasını sabırsızlıkla beklemek.
"Ne güzel bir ziyaret olacak. Akşamı iple çekiyorum."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.
"Güzel güzel oynarken arkadaşına vurup kaçtı, şeytan dürttü her hâlde."