Ağzının tadını bilmek
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Güzel, beğenilecek şey değil.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Beğenilecek bir şey olmamak, öyle pek güzel olmamak.
Kullanabileceğimiz kişi, ya da şey, yalnız o değil ya!
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Musallat olmak, asılmak, direnerek bir şey istemek, istediğini yaptırmak için sürekli ısrar etmek.
"İnsanın başına balta olan kişileri sevmek mümkün değil."
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Ne sandın? Küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil.
Pek az bulunur, üstün değerli bir şey (ya dakişi) değil ya!
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Hiçbir şey esirgememek.
Bir şey uğrunda en değerli varlığını feda etmeye, hatta ölmeye hazır olmak.
Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.
"Vatan uğruna kim can...
Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil.
"Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin."