Ağzının tadını bilmek
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Güzel, doğru konuşmasıyla kendini dinletmek. Herkes ne söyleyeceğini inanla beklemek.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Ne güzel söyledin.
Sevindirici bir söz söyleyene
"ne güzel, hoş söyledin" anlamında kullanılır.
Gecenin olmasını sabırsızlıkla beklemek.
"Ne güzel bir ziyaret olacak. Akşamı iple çekiyorum."
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Kendini küçük düşürerek yalvarıp yakarmak.
"İnsan ne birisinin ayağına kapanmalı, ne de birisini ayağına kapandırmalı."
Verilen emri yapmak üzere işaret beklemek, işareti verecek kimseyi gözlemek.
Gerektiğinden fazla dikkat göstermek, koruyup gözetmek.
"Üç kuruş para verecek...
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez olmak; sesini çıkaramamak, hareket edememek.
"Çocuk sanki taş kesilmişti."