Açık bono vermek
Bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
Zarar ziyan vermemek, korumak.
"Allah kimseye zeval vermesin."
Bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
Daha çok şaşkınlık ve hayret hâllerini anlatır.
"Allah Allah! Nasıl oldu bu iş, aklım almıyor?"
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Nankörlük eden kimseye karşı söylenen ilenme sözü.
" Allah, bu nankörlüğünün cezasını versin.
" anlamında kullanılır.
Sıkıntılı, üzüntülü, büyük bir yasa düşülen gün.
"Allah kimseye kara gün göstermesin."
Bir kimseye, zarar verebilecek en ufak davranıştan bile kaçınmak.
"İnan anne, kılına bile dokunmadım kardeşimin!"
Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan.
"Namus belâsına az kaldı canından oluyordu delikanlı."
Bir kimseyi öfkelendirmeyecek biçimde hareket edip davranışlarını onun isteğine, eğilimlerine uydurmak.
"Aman kızım kocanın suyunca git de sana zarar vermesin."
Hiç kimseye zarar vermeden, çok kolaylıkla kimseye hissettirmeden, kimi sorumluluklardan kurtularak.
"Merak etme sen, tereyağından kıl çeker gibi halledecektir...
Bir işten biri zarar görür olmak, söylenen bir söz birine zarar vermek.
"O çubuğu kıracağım fakat ucu sana dokunacak diye kıramıyorum."