Allah versin
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan.
"Namus belâsına az kaldı canından oluyordu delikanlı."
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Bir şeyi, bir kimseyi aşırı derecede sevmek, ona tutkun olmak.
"Delikanlı o kız için deli divane oluyordu."
Devamlı olarak, hiç durmadan.
Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır.
"Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi."
Sayılan ve sevilen kimse için katlanılan sıkıntı.
"İnan bu işi hatır belâsına yapıyorum."
Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.
"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...
Bir şey için çok para harcamak.
"Düğün için az para dökmedi."
İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek.
"O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler."
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."
Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.
"Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme."
Zarar ziyan vermemek, korumak.
"Allah kimseye zeval vermesin."