Deyimler
İletişim

"Kılına dokunmamak" deyiminin anlamı nedir?

Bir kimseye, zarar verebilecek en ufak davranıştan bile kaçınmak.

"İnan anne, kılına bile dokunmadım kardeşimin!"

Kılına dokunmamak deyimine benzer deyimler

Aslan payı

Bir paylaşmada en büyük pay.

Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.

Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.

Aslan payı

Ateşe atmak (Birinin)

Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.

"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"

Ateşe atmak (Birinin)

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Baş vurmak

Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek.

Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak.

"Vakit geçirmeden...

Baş vurmak

Bile bile lâdes

Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.

"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."

Bile bile lâdes

Can damarı

Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.

"Babam evin can damarıdır."

Can damarı

Can damarına basmak

Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.

"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...

Can damarına basmak

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Kılını bile kıpırdatmamak (veya oynatmamak)

Bir durum karşısında en küçük bir tepki bile göstermemek, ilgisiz kalmak, harekete geçmemek.

"Onca insan üstüme yürüdü ama o kılını bile kıpırdatmadı."

Kılını bile kıpırdatmamak (veya oynatmamak)

Yanından bile geçmemiş

Hiç ilgisi yok, en ufak benzerliği bile yok.

"Sen kardeşini bir görsen, bu onun yanından bile geçmemiş."

Yanından bile geçmemiş

Zırnık (bile) vermemek

Az da olsa, en ufak bir şey de olsa vermemek.

"Ona bu mirastan zırnık bile koklatmayacağım."

Zırnık (bile) vermemek