Adı ata bindi, ayağı yerde gezer
Sözde durumu iyileşti, ama yine eskisi gibi yoksul yaşamı sürüyor.
Anlayışına, düşünüşüne göre, sözde, aklınca.
Sözde durumu iyileşti, ama yine eskisi gibi yoksul yaşamı sürüyor.
Bir işin kendine özgü bir düşünce ve tutuma göre yürütülmesini istemek.
Sözde arkadaş ama, sıkıntısından, zararından, incitmesinden başka bir şeyi yok.
Soğuktan muhafaza edecek biçimde giyinmiş, iyi giyinmiş olan.
Güçlü bir kimseye ya da yere güvenen.
"Ona göre hava hoş, çünkü karnı tok, sırtı pek nasıl olsa!"
Dediğine göre çok yakında iyi sonuç alınacak.
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Gelirini giderine uydurmak, harcamalarda geliri aşmamak.
"Ayağını yorganına göre uzatmazsan ileride aç kalırsın."
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
Bütüne göre çok ufak bir parça.
"Onun yaptığı iş devede kulak kalır."
Yapabileceği, gücünün yeteceği, becerebileceği, uygun bir durumda.
"Tam da dişime göre, onu yenebilirim."
İsteğine uygun olarak, dilediğine göre.
"Allah gönlüne göre verir inşallah."
Apaçık şekilde, herkesin gözü önünde.
"Göz göre göre yaktılar zavallının evini."